GEÇMİŞİN YARALARI VE TECRÜBENİN GÜCÜ
Bu gece yine oldu; eski defterler zihnimde birer birer açıldı. Geçmişte kurduğum bir cümle ya da yaptığım bir eylem... İnsan, eski hatalarını düşündükçe kendine olan sevgisini ve saygısını yitirecek noktaya gelebiliyor. Uyku kaçıyor, huzur bitiyor.
Sizinle bir olay paylaşmak istiyorum. Sosyal medya üzerinden başlayan, iftiralarla büyüyen ve sonunda fiziksel bir darbe almama kadar varan bir süreç yaşadım. Şimdi geriye dönüp baktığımda; bir insanın neden sosyal medyadaki birini bu kadar kafasına taktığını, neden bu kadar ileri gittiğini sorgulamak anlamsız kalıyor. Çünkü biz eski defterleri kurcaladıkça, yeni sayfalarımız da lekeleniyor.
Toplum ve "Etiket" Hapishanesi Çevrenizde mutlaka görmüşsünüzdür: "Sen bunu yaptın, yine yaparsın." Bu tür etiketlemeler insanın özgüvenini kemiren birer zehir. İnsanları geçmişine bakarak yargılayanlara aslında tek bir şey söylemek geçiyor içimden: "Hey, sen bir insanı yargılıyorsun çünkü geçmişe hapsolmuşsun!"
Eğer yargılayan kişi dışarıdan biri değil de bizzat kendinizseniz, bu durum biraz da toplumsal kodlarımızdan kaynaklanıyor. Eğer hatalar birer "suç" yerine bizi ileriye taşıyacak birer "tecrübe" olarak görülseydi, bugün geçmişine bu kadar takılıp kalan insan olur muydu? Elbet olurdu ama bu kadar ağır bedeller ödenmezdi.
Frontal Lob ve Öğrenme Süreci Bugün bunları yazma sebebim, o gün o eylemi yaparken frontal lobumu (mantıklı karar verme mekanizmamı) kullanmamış olmamın aslında büyük bir tecrübe olduğunu fark etmem. Kim ne derse desin, bu bir kazanımdır. Bir insan aynı hatayı tekrar yaparsa, bu onun "aptal" olduğunu değil, o dersi henüz tam olarak "öğrenemediğini" gösterir.
Sonuç olarak; Tecrübeler insan için vardır. Ne kadar acı olursa olsun, her tecrübe seni yeni bir güne daha güçlü hazırlayan bir antrenmandır. Yaralarınızdan utanmayın, onları sizi daha dayanıklı kılan birer iz olarak görün.